37. BARO BAŞKANLARI TOPLANTISI YAPILDI

37. BARO BAŞKANLARI TOPLANTISI YAPILDI

Türkiye Barolar Birliği’nin ev sahipliğinde, 37. Baro Başkanları Toplantısı, 12 Ocak 2019 Cumartesi günü, çok sayıda baro başkanının katılımıyla gerçekleştirildi.

Güncel ve mesleki konuların değerlendirildiği toplantıya, Ankara Barosu adına Ankara Barosu Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ve Ankara Barosu Genel Sekreteri Av. Kemal Koranel katıldı.

Ankara Barosu adına konuşan Ankara Barosu Başkanı Sağkan, devlet yeterlilik sınavının ivedilikle hayata geçirilmesi ve hukuk fakültelerinin eğitim niteliğinin artırılmasının önemine dikkat çekti. Sağkan, işçi avukatların gerek özlük hakları gerekse çalışma şartları ile birlikte mesleğin onuruna yakışır şeklide işlerini yapabilmeleri için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini kaydetti.  Kamu Avukatlarının özlük hakları ve özellikle ek gösterge sıkıntılarına değinen Sağkan, “Hazır bu konu ile ilgili başka meslek grupları için mecliste bir çalışma varken, Kamu Avukatlarının da ek göstergelerinin hak ettikleri aşamaya getirilmesi noktasında TBB ve tüm barolar baskı grubu unsurumuzu tüm gücümüzle ortaya koymalıyız.” şeklinde konuştu.

Türkiye’de bir anayasasızlaştırma süreci yaşadığını belirten Sağkan, “Türkiye’de bir anayasasızlaştırma süreci yaşıyoruz. Savunma makamının itibarsızlaştırma çalışmaları, düşünce ve ifade özgürlüğünün tamamen rafa kaldırılması, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmanın, basın açıklaması dahi yapmanın mümkün olmadığı ve yarısının gözdağı verme amacı olarak kullanılmak suretiyle her dosyada adli kontrol tedbiri olarak yurt dışına çıkış yasağı ve karakola imza vermenin adet haline geldiği, masumiyet karinesinin, lekelenmeme hakkının, adil yargılanma ilkesinin yok saydığı bir dönemdeyiz.” dedi.

Ankara Barosu Başkanı Av. R. Erinç Sağkan’ın, toplantıda yaptığı konuşmanın tamamı şöyle:

“Devlet yeterlilik sınavının ivedilikle hayata geçirilmesi ve hukuk fakültelerinin eğitim niteliğinin artırılması çok önemli.

İşçi avukatların gerek özlük hakları gerekse çalışma şartları ile birlikte mesleğin onuruna yakışır şeklide işlerini yapabilmeleri için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve meslek kurallarında gerekli değişikliklerin yapılması gerekmektedir. Ankara Barosu olarak en çok önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Bu nedenle 23.12.2018 tarihinde işçi avukatlar çalıştayını işçi avukatlar, işveren avukatlar ve akademisyenlerin katılımı ile yaptık. Bugüne kadar yaptığımız çalışmalar ile bu çalıştayın sonuçlarını harmanlayarak sorunları ve çözüm önerilerini TBB’ye ve tüm baro başkanlarına göndereceğiz.

Kamu Avukatlarının özlük hakları ve özellikle ek gösterge sıkıntılarını hepimiz biliyoruz. Hazır bu konu ile ilgili başka meslek grupları için mecliste bir çalışma varken, Kamu Avukatlarının da ek göstergelerinin hak ettikleri aşamaya getirilmesi noktasında TBB ve tüm barolar baskı grubu unsurumuzu tüm gücümüzle ortaya koymalıyız.

Emeklilik konusu serbest avukatların en büyük problemlerinin başında geliyor. Yaklaşık 1500 avukatın üye olduğu Ankara Barosu Avukatları Yardımlaşma Sandığı ile üyelerinin ayakta tedavilerinin büyük bir kısmı karşılandığı gibi 15 yılın sonunda bir emekli ikramiyesi de alınmaktadır. Türkiye’de 120 bin avukat var, bir sandık kurularak emeklilikte avukatlara destek verilmesini sağlamak mümkün. Bu konuda Aktüerya hesabı dahil gerekli çalışmaları yapıyoruz, TBB’nin bu konuda öncü olması ve Mayıs ayında yapılacak mali genel kurulda bu konuda somut adım atılmasının mümkün ve gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Meslek kurallarımız ve reklam yasağı yönetmeliğimiz artık çağın çok gerisinde. Özellikle reklam yasağı yönetmeliğinde ciddi değişiklikler yapılması ve ihlallerin açık olarak belirlenip yaptırımlarının da caydırıcı olacak şekilde düzenlenmesi meslek itibarı bakımından çok önem arz etmektedir. Kaldı ki gerek meslek kuralları gerekse reklam yasağı yönetmeliği değişiklik yapma ve güncelleme yetkisi TBB’de olan düzenlemeler olup, iyi bir çalışma ile uygulanabilir kılınmasının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır.

Türkiye’de bir anayasasızlaştırma süreci yaşıyoruz. Savunma makamının itibarsızlaştırma çalışmaları, düşünce ve ifade özgürlüğünün tamamen rafa kaldırılması, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmanın, basın açıklaması dahi yapmanın mümkün olmadığı ve yarısının gözdağı verme amacı olarak kullanılmak suretiyle her dosyada adli kontrol tedbiri olarak yurt dışına çıkış yasağı ve karakola imza vermenin adet haline geldiği, masumiyet karinesinin, lekelenmeme hakkının, adil yargılanma ilkesinin yok saydığı bir dönemdeyiz.

Kısacası işte anayasasızlaştırıldık. Bu noktada tüm vatandaşlarımıza, çocuklarımıza ve meslektaşlarımıza karşı bir borcumuz var. Avukatlık Kanunu da bu borcu; hukukun üstlüğünü, yargı bağımsızlığını ve insan haklarını korumak baroların sorumluluğundadır demek suretiyle bir görev haline getirmiştir.

Biz Ankara Barosu olarak bu ‘anayasasızlaştırma’ sürecini kabul etmiyoruz ve yasanın bize verdiği görev çerçevesinde hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmaya devam ediyoruz. “Umut”un kırıntısının kaldığı bu günlerde toplumun avukatlardan ve barolardan beklentisi var. O kırıntısı kalan umudu canlı tutmak, “evet, hala avukatlar ve barolar” var dedirtmek bizim bu vatana borcumuzdur. Bu nedenle sesimiz tam da bu dönemde daha da gür, daha da sert çıkmalıdır.

Buhran zamanları geçicidir ve kendi sonuyla birlikte gelir, bu günler bittiğinde herkes ve her kurum durdukları yerle, söylemleriyle, yaptıklarıyla ama en çok da yapamadıklarıyla anılacaktır.

Teşekkür ederim.”