AV. DİLARA YILDIZ´IN KATLEDİLMESİNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMAMIZ VE TEPKİ YÜRÜYÜŞÜMÜZ

Ankara Barosu, İstanbul Barosu mensubu meslektaşımız Av. Dilara Yıldız’ın katledilmesi nedeniyle meslektaşımızı anmak ve kadına yönelik şiddettin son bulması adına yetkilileri göreve davet etmek amacıyla 12 Ocak 2022 tarihinde Ankara Sıhhiye Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi.

Basın açıklamasını Ankara Barosu adına Ankara Barosu Başkanı Av. Kemal Koranel yaptı.

Koranel şunları söyledi:” Meslektaşımız Av. Dilara Yıldız’ın öldürülmesi “KADIN CİNAYETİ” dir. Kadına karşı şiddetin önlenmesi için her zaman mücadele veren Ankara Barosu olarak; bu kez kadın cinayeti nedeniyle bir meslektaşımızı yitirmenin çok büyük üzüntüsü içindeyiz. 

Meslektaşımız, eski nişanlısı tarafından kamuya açık bir yerde katledildi. Aslında hiçbir kadın cinayeti tekil veya münferit bir olay değildir. Katledilen kadınların öykülerinin benzerliği de tesadüf değildir. Cinayetlerin tamamı erkeklerin kadınlar üzerinde baskı ve denetim kurma isteğinin sonucu olarak birbirlerinibesleyerek devam etmektedir. 

Şiddet karşısında sağlam, somut, köklü adımlar atılmaması denetim mekanizmasının olmayışı şiddeti tırmandırmaktadır. Bugün meslektaşımızın ölümü her kesimden kadının şiddetle ve ölümle burun buruna ve korumasız olduğunu bir kez daha göstermiştir. 

Tablonun bütününe bakıldığı zaman Türkiye’de kadın cinayetlerinin büyük çoğunluğu boşanmak ve ayrılmak isteyen kadınlara karşı, kocaları-partnerleri, eski kocaları- eski sevgilileri tarafından işlenmektedir. Bu cinayetlerin kaynağı toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı, kadınları hedef gösteren, kadına yönelik öfkeyi besleyen siyasi iktidarın ürettiği politikalar ile kadınların hala eşit ve özgür bireyler olarak kabul edilmemesidir. Toplumda yerleşmiş kültürel normlarla kadınlarımız kuşatılmakta,  kadına ayrılma ve yeni bir hayat kurma hakkı tanınmamaktadır. Neticeten kadınların var olma hakları ellerinden alınmak istenmektedir.

Devlet toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politika üretmekle ve eşitsizliğe sebep olabilecek ayrımcı, aşağılayıcı her türlü eylem ve söylemin karşısında olmakla yükümlüdür. Ülkede kadına yönelik şiddetin önlenmesinde gerekli ve yeterli politikalar üretilip üretilmediği, üretilen politikaların ne kadar etkili ve uygulanabilir olduğunu ortaya koyan denetim ve izleme mekanizmalarının olmaması, bu mekanizmaları düzenleyen uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, kadınların içinde bulunduğu tehlikenin büyüklüğünü, şiddet vakalarının bilinçli politikaların ürünü olduğunu göstermektedir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için zihniyet değişiminin, kadın bakış açısının, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için mücadele etmek, bugün geldiğimiz noktada daha da önem kazanmaktadır.

Devletin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı hedeflemediği politikalar kadınları maruz kaldıkları şiddet karşısında korunmasız ve saldırıya daha da açık hale getirmektedir.  Bizler işte tam da bu sebeple KADIN CİNAYETLERİNİN POLİTİK OLDUĞUNU VURGULUYORUZ.

Bu cinayet bize, kadına karşı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, ayrımcılığın geldiği noktayı acı bir şekilde göstermektedir. Konu “KADIN” olduğunda sosyal, ekonomik ve eğitim farkının olmadığını görmekteyiz.  Kadının avukat olmasının durumu değiştirmediğini, daha önce boşanmaya çalıştığı eşi tarafından öldürülen meslektaşımız Av. Müzeyyen Boylu cinayetinde de görmüştük. Son bir yılda işlenen kadın cinayeti sayısına baktığımızda durumun ne kadar vahim olduğunu görmekteyiz. Kadınlara yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artması sistemde birçok yanlışın olduğunu bize göstermektedir. 

Yetkililerin şiddetle mücadelede başarı gösteremediği bir sonuç olarak apaçık karşımızdadır. Sistemin kadını korumadığı, önleyici ve koruyucu tedbirlerin etkisiz olduğu bir gerçektir.

Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı Cumhurbaşkanlığı kararı ile çekilinmesinin yarattığı güvensizlik ve kamuoyunda kadınların savunmasız kaldığı algısı kadına karşı şiddetin daha da artmasına yol açmıştır. Kadınların şiddetsiz yaşama ve var olma hakları, yürütme organının tek taraflı inisiyatifine bırakılamayacak kadar hayati ve önemlidir. Tam da bu noktada “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır “ demeye devam edeceğiz.  

Meslektaşımız Av. Dilara Yıldız’ın öldürülmesi nedeniyle üzüntümüzü paylaşıyor,  başta ailesine ve İstanbul Barosu olmak üzere tüm meslektaşlarımıza başsağlığı diliyor, davanın takipçisi olacağımızı beyan ediyoruz.

 Ankara Barosu olarak dün olduğu gibi bugün de kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın cinayetlerinin durdurulması için mücadelemizi sürdüreceğimizi ve kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

Basın açıklamasına, Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Eren Turan, Saymanı Av. Zafer Doğan Bilgin, Yönetim Kurulu üyelerinden Av. Zekiye Avcı, Av. Emrah Acar, Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Ceren Kalay Eken, Gelincik Merkezi Başkanı Av. Aslı Koçak Arıhan ve birçok meslektaşımız katıldı. 

Basın açıklamasının ardından Sıhhiye Adliyesi’nden Ankara Barosu Eğitim Merkezi’ne tepki yürüyüşü gerçekleştirildi.