BARIŞIN ŞİARIYLA, CANLARIMIZI ÖZLEMLE ANIYORUZ

Tarih 10 Ekim 2015, ülkemiz Cumhuriyet tarihimizin en kanlı terör saldırısıyla sarsıldı. En küçüğü 8 yaşında bir minik ve masum yavrumuz olmak üzere "Barış, Özgürlük, Emek" için haykırmaya giden, vicdanlarında barış isteminden başka hiçbir şeyi olmayan ve ülkemiz için savaşı değil, barış içinde kardeşliği savunmanın umuduyla, Ankara'da Barış ve Demokrasi Mitingi'nde toplanan 103 canımız, hain ve alçak bir terör saldırısı neticesinde hayatlarını kaybettiler.

Can pazarı... 

Sönen yaşamlar...

Saldırı sonrası, atılan çığlıklar ve insanların yürek yakan adalet feryatları hala kulaklarımızda ve hafızalarımızdadır.

Ölen bu umut dolu insanlık karşısında yüreğimiz yanıyor, canımız acıyor...

Katliama ilişkin cezalandırmalar yapılmasına rağmen, suçun önlenmesinde gerçek suçlulara dokunulmadığı yönünde davanın kapatılması ve gerçek adaletin tecelli etmediği bu duyarsız gerçeklik karşısında “adalet” diye haykırıyoruz!

Çünkü bu alçak terör saldırısı; karanlığın aydınlığı yok ettiği, umudu ve neşeyi kararttığı ve insanlık barışının yitirilmesi noktasında insanlığa karşı işlenmiş en zalim ve barbar suçlardan biri olarak tarihe geçmiştir. 

Biz bu vahşet karşısında sadece gerçek adalet istiyoruz, bu konuda kamusal sorumluluğu olan kim varsa davanın genişletilmesi noktasında adalete hesap vermeleri gerektiğini önemle ifade ediyoruz.

Çünkü insanlığa karşı suç ulusal ve uluslararası kamu düzenini ilgilendirir. Zaten bu davanın belli cezalandırmalara yönelik sonuçsuz veya basit bir ihmal algısı üretme suretiyle kamusal sorumluluğun cezasızlık halinin hakim kılınması durumunda, bu insanlık suçu ne yazık ki karşılıksız kalacaktır ki bu durumun kendisi bizatihi "suçun olağanlaştırılmasına" hizmet edecektir.

Zulmün cezasız kaldığı bir düzende, insanlık için bir arada yaşamın, demokrasi ve hukuk ekseninde, olanakları ortadan kalkacaktır.

Bu durum toplumsal birlikteliğin çimentosu olan adaletin de yitimine neden olacaktır.

İşte tam da bu noktada, mücadelemiz; bu insanlık suçu olan terör eyleminin  aydınlatılması için perde arkasındaki gerçek sorumluların ve gerçek bağların ortaya çıkması hususunda hukuk yolunda adaletle ve cesaretle devam edecektir.

Ankara Barosu olarak bu katliamın üçüncü yıldönümünde; insan canına, barışa ve kardeşliğe kasteden bu kanlı ve karanlık terör eylemini unutmayacağız, unutturmayacağız... 

Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi'nde yitirdiğimiz değerli üyemiz ve meslektaşımız Av. Uygar Coşgun başta olmak üzere hayatlarını kaybeden tüm yurttaşlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor, yakınlarına sabır diliyoruz.