BARIŞ VE HUKUK İÇİN MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ!

24 Ocak 1977’de İspanya’da faşist rejim yanlılarının katlettiği hak savunucularına, meslektaşlarımıza adanan24 Ocak günü 2010 yılından bu yana Tehlike Altındaki Avukatlar Günü olarak anılıyor. Bu anlamlı gün, dokuz yıllık geçmişinde bu yıl ikinci defa Türkiye’ye ithaf edildi. Gurur duymuyoruz.

24 Ocak 2019 günü çeşitli etkinlikler ile avukatların nerelerde fiziki şiddete maruz kaldıklarını, ne şekilde tutuklandıkları, nasıl öldürüldüklerini, hangi yöntemler ile susturulmak istendikleri, mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik yakın ve yakıcı tehlikeleri konuşmaya çalıştık. Biz kendi tartışmalarımızı yaparken, ülkenin dört bir yanında tutuklu avukat meslektaşlarımız çok daha yüksek bir ses vermek için 18 Mart tarihli duruşmalarına dek açlık grevinde olduklarını ilan ettiler.

Avukat, hakkın öznesidir.

Avukat, yargının bağımsız tek unsurudur.

Avukat asli ve kurucudur, belirleyicidir, iradedir.

Avukat, hangi şartlar altında hangi yöntemle hakkı savunacağına kendi karar verir.

Yargı mekanizmasının avukatsızlaştırılması ve savunmaya yönelik sistematik saldırılar artarken; hakkı savunma ve sesini yükseltme yöntemini avukat kendisi belirler. Bu yöntem kimi zaman meslektaşıyken müvekkili haline gelmiş avukatlar için “dışarıda” ses vermektir.

22 Şubat 2019 günü, açlık grevinin 30. gününe giren cezaevindeki meslektaşları için adil yargılanma dilekleri ile fenerler uçurmak isteyen “dışarıdaki” meslektaşlarımız Ayşegül Çağatay, Gökmen Yeşil, Canan Gözcü, Barzan Demirhan, Seda Şaraldı, Yaprak Türkmen, Oğuzhan Topalkara gözaltına alındılar.

23 Şubat 2019 günü ifade hürriyetinin toplu kullanımı suretiyle seslerini ve adil yargılanma taleplerini kamuoyuna paylaşmak isteyen meslektaşlarımız adliyeye sevk edilerek adli kontrol şartı ile serbest bırakıldılar. Barışçıl ve demokratik, dahası son derece vicdani ve insani bir talebi dilek fenerleri ile kamuoyu ile paylaşmak isteyen meslektaşlarımıza yönelik saldırının, gözaltının, kelepçenin, işkence ve nezarethanenin bir sonraki adımının Franko İspanyası’nda Atocha Caddesi’nde yaşanan katliam olduğunun farkındayız.

Meslektaşlarımıza uygulanan adli kontrol tedbiri, sadece kendileri için değil; avukatın mesleğini icra ve savunmasını kitlelere ulaştırma çabası ile de ilgili bir müdahaledir. Üstelik bu haksız ve yasadışı müdahale tam da adındaki gibi adlidir, kontroldür, tedbirdir. Avukat yargının tek bağımsız öznesi olarak başkaca yargılama öznelerinin adli müdahalelerine maruz bırakılamaz, kontrol altına alınamaz, tedbirli bir mesleki faaliyete zorlanamaz.

Avukatın, avukat ile dayanışması bir nezaket kuralından ziyade, mesleki yükümlülüğüdür.

Meslektaşlarımıza yapılan fiziki ve siyasi saldırıyı doğrudan mesleğimize yapılmış kabul ediyoruz.

Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi olarak bir defa da biz duyurmak isteriz; hem 18 – 22 Mart 2019 tarihleri arasında tutuklu meslektaşlarımız için Silivri Cezaevi duruşma salonlarında, hem de mesleği ve meslektaşı için her türlü barışçıl, demokratik, insani, vicdani, fiili ve meşru eylemde bulunan meslektaşlarımızın yanında olacağız.

Meslek kamuoyumuza saygılarımız ile duyururuz.

 

ANKARA BAROSU AVUKAT HAKLARI MERKEZİ