GENÇLİĞE EMANET EDİLEN İLELEBET PAYİDAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ PANELİ YAPILDI

Ankara Barosu Cumhuriyet Kurulu tarafından düzenlenen “Gençliğe Emanet Edilen İlelebet Payidar Türkiye Cumhuriyeti” adlı panel, 31 Mart 2018 Cumartesi günü, Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde (ABEM) yapıldı.

Panelin açılış konuşmasını, Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran yaptı. Av. Hakan Canduran, şöyle konuştu:

“Sayın başkanlarım, değerli meslektaşlarım ve sevgili gençler;

Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyet Kurulumuz tarafından düzenlenen Gençliğe Emanet Edilen İlelebet Payidar Türkiye Cumhuriyeti Söyleşisi’ne hepiniz hoşgeldiniz.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurup gençliğe emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti, ne yazık ki yine çok kritik bir süreçten geçiyor.

Cumhuriyet’in tüm kazanımları, son 15 yıldır çok ciddi tehdit altında. Anayasa, fiilen askıya alınmış durumda. Cumhuriyet’in temel kazanımları arasında yer alan laiklik, güçler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı ilkeleri ile parlamenter demokrasi, bu süreçte taammüden yıpratıldı, törpülendi ve erozyona uğratıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinde vurgulanan ‘hukuk devleti’ ilkesi, adeta ayaklar altına alındı.

15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından ilan edilen ve sonu bir türlü gelmeyen Olağanüstü Hal sürecinde hukuk, belki de bir daha hiç indirilmemek üzere rafa kaldırıldı. Türkiye Cumhuriyeti, hızla bir ‘KHK devleti’ne dönüşmeye başladı.

Sayın konuklar, değerli meslektaşlarım;

Ülke olarak, bu kritik sürecin en kritik virajına girmek üzereyiz. Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, geçen yıl bir oldubittiyle ve şaibeli bir referandumla değiştirildi. Ve adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube bir sistem oluşturuldu.

Referandumla değiştirilen maddelerin büyük bir kısmı, 3 Kasım 2019’da gerçekleştirilecek başkanlık seçiminden sonra yürürlüğe girecek. Sandıktan bu kritik sürecin devamına yönelik bir sonuç çıkarsa oluşturulan yeni sistemin ucubeliğini hep birlikte yaşayarak göreceğiz ve emin olun, adeta iliklerimizde hissedeceğiz.

Sevgili gençler;

Büyük Önder Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni sizlere emanet ederken kastettiği günler yakındır.

O nedenledir ki Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni bir kez daha, ama bu sefer ezberden değil, dikkatle ve özümseyerek okumamız gerektiğine inanıyorum. Büyük Önder, gençliğe şöyle sesleniyor, 91 yıl önce kaleme aldığı hitabesinde:

“Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyeti’ne kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Evet sevgili gençler;

Mustafa Kemal Atatürk’ün naçiz vücudu toprağa karışalı çok oldu. Ama O’nun en büyüt eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, siz gençlerin emanetçiliğinde ilelebet payidar kalacağından zerre kadar kuşku duymuyorum.

Sayın konuklar;

Söz konusu Cumhuriyet ve Atatürk olunca değinmeden geçemeyeceğim bir husus daha var:

Biliyorsunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçen salı günü talihsiz bir olay yaşandı. Üzerinde Atatürk resmi bulunan bir tişört, ‘siyasi simge’ olduğu gerekçesiyle içeri alınmadı. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve ilk başkanlığını üstlendiği Meclis’ten söz ediyorum.

Atatürk’ü ‘siyasi simge’ sanan akl-ı evvelleri huzurlarınızda en ağır şekilde kınıyorum.

Ve buradan kendilerine sesleniyorum; şunu artık kafanıza sokun: Atatürk siyasi değil, milli simgedir. Hem de Türk Milleti’nin gönlüne, kalbine, beynine nakşolmuş bir simgedir. Ve siz ne yaparsanız yapın asla silinmeyecektir.

Sözlerime son verirken hepinizi bu duygularla bir kez daha selamlıyor ve Cumhuriyet Kurulumuza bu anlamlı toplantıda bizleri gençlerle buluşturduğu için teşekkürlerimi sunuyorum.”

Oturum başkanlığını Ankra Barosu Cumhuriyet Kurulu Başkanı Av. Selçuk Ulusoy’un üstlendiği panele, Anayasa Mahkemesi Onursal Başkanı ve Ankara Barosu Onursal Başkanı Yekta Güngör Özden, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Onursal Başkanı ve Ankara Barosu Onursal Başkanı Atilla Sav, Ankara Barosu Cumhuriyet Kurulu Üyesi ve Hukukun Egemenliği Onursal Başkanı Av. A. Erdem Akyüz, Ankara Barosu Meclisi Önceki Başkanı ve Ankara Barosu Cumhuriyet Kurulu Üyesi Avukat Nail Gürman, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Yönetim Kurulu Üyesi Emekli Tuğgeneral Namık Kemal Çalışkan, Atatürkçü Düşünce Derneği Gençlik Kurulu temsilcisi, Türkiye Gençli Birliği Temsilcisi, Türkiye Liseliler Birliği Temsilcisi, Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Temsilcisi, Vatan Partisi Gençlik Kolları Temsilcisi, İyi Parti Gençlik Kolları Temsilcisi, konuşmacı olarak katıldı.

Paneli, Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Erinç Sağkan izledi.