ÖLSEM AYIPTIR, SUSSAM TEHLİKELİ

Sivas katliamında yanarak can veren 33 insanımız değildi aslında insanlığın ta kendisiydi...

Yanan tükenen;  vicdanlardı...

Yanan tükenen; insanlığın ortak değerleriydi: ahlak, hoşgörü ve merhamet gibi...

Yanan tükenen; insanlığın uğruna mücadeleler verdiği,  tarihsel ortak mirasımız olan: adaletti, hukuktu, sevgiydi, barıştı...

Ankara Barosu olarak, Sivas katliamının 25. yıldönümünde, Madımak Oteli’nde katledilen Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Gülender Akça, Metin Altıok, Ahmet Alan, Mehmet Atay, Sehergül Ateş, Behçet Aysan, Erdal Ayrancı, Asım Bezirci, Belkıs Çakır, Serpil Canik, Muammer Çiçek, Nesimi Çimen, Serkan Doğan, Hasret Gültekin, Murat Gündüz, Gülsüm Karababa, Uğur Kaynar, Asaf Koçak, Koray Kaya, Menekşe Kaya, Handan Metin, Sait Metin, Huriye Özkan, Yeşim Özkan, Ahmet Özyurt, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Asuman Sivri, Yasemin Sivri, Edibe Sulari ve İnci Türk’ün anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, onları bir kez daha saygı ve özlemle anıyoruz.

Sivas katliamı; barbarlığın, karanlık zihniyetlerin insana ne yapabileceğinin, insanlık ve mezhepsel düşmanlığın varacağı yerin ve insanlık suçunun ne olduğunun açık kanıtı olarak yüreklerimizi yakmaya devam etmektedir. Bu vahşeti gerçekleştirenlerin hak ettikleri cezayı almaması hukukun da adaletin de dayanağı olan kutsal yaşama hakkının hala bu konuda yanmakta olduğunun göstergesidir. Hukukun, siyasetin ve demokratik kurumların insanın en temel hakkı olan yaşam hakkını koşulsuz tam anlamıyla insanlık namına güvence altına alana dek bu insanlık vahşetini çokça konuşmaya, çokça söylemeye ve unutturmamaya devam edeceğiz. Madımak vahşetinde canını yitiren büyük şair Metin Altınok'un dizelerinde belirttiği gibi “Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli; / Çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.”